Nostalgia

Isparta: Göç İdaresi İl Müdürlüğü

June 22, 2016

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü AB uyum çalışmaları kapsamında 2013 yılında kurulda. İl teşkilatlanmaları ise daha sonra gerçekleşti. Isparta il müdürlüğü Özel idarenin tahsis ettiği bir binada çalışmalarına devam ediyor.

Göç İdaresi Yöneticisi geçici olarak Valilikten görevlendirilen Mehmet Özkan tarafından yürütülüyor.

Göç idaresi ile ikamet ettiğim misafirhane itibariyle komşuyuz. Şimdilik mevcut personel ve talep karşısında mekan sıkıntısı çekildiği anlaşılıyor. İki katlı binanın birinci katında yabancıların işlemler için bekleme salonu mevcut. İkinci katta ise yönetici ve çalışanların odaları var. Çalışanlar açık ofis modeliyle hizmet veriyor. 3 adet il göç uzman yardımcısı alınmış, ayrıca Emniyet müdürlüğünden geçici görevle gelen görevliler de burada çalışıyor. Bilindiği gibi daha önce  Türkiye’deki yabancıların işlemlerini Emniyet Müdürlüğündeki bir şube yürütüyordu. Şu anda geçiş süreci tam olarak bitirilmediği için Emniyet müdürlüğünden hem personel hem teçhizat konusunda destek alınmaya devam ediliyor.

Bekleme salonundaki numaratör hizmeti sayesinde hizmet sunumunda bir kargaşa görünmüyor.

Isparta’da 6000 civarında Suriyeli sığınmacı var. Bunun dışında Isparta 2007’den bu yana  Somali, Irak, Pakistan, Afganistan Özbekistan gibi ülkelerinde durağı olmuş.

Bu yabancılardan Suriyeliler dışındakiler  genellikle göçmen kabul eden, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerden gelecek kabul işlemlerini bekleyen insanlar. Dolayısıyla “Uluslararası Koruma” statüsünde oluyorlar.Suriyeliler ise kanuni tanım çerçevesinde tam olarak bir “Mülteci” sayılmıyor. Bunlar “Geçici Koruma” statüsünde bulunuyor. Bunlara sağlık hizmeti, iş bulma gibi konularda özel istisnalar getiriliyor. Antalya ili Suriyeli mültecileri kabul etmediği için, Suriyeliler Isparta’ya kayıt olup çalışma için Antalya ya gidiyorlar.

Bunların işlemlerini Türkiye’de ofisi bulunan Mülteciler Yüksek Komiserliği ve ASAM isimli bir dernek tarafından yürütülüyor. Bir STK’nın bu derece kamu ve uluslararası boyutu olan bir iş sürecinin içinde olması ilgi çekici. Yerel devletler ve uluslararası kuruluşlar arasında adeta köprü rolü oynuyor.

Ziyarette Kalkınma Ajansı yetkilileriyle de görüşme imkanı oldu. Çinli bir yatırımcı Eğridir gölünde yetişen Kerevitin tamamını Çine götürmek için başvuruda bulunmuş. Resmi işlemleri için bir uzmanla birlikte Göç idaresinde iş takibini yapıyordu. Kerevit bir tür istakoz, Çin restoranlarında çok makbul bir yiyecekmiş. Türkiyede yerli tüketimi olmayan bu deniz ürününün tamamını birkaç şirket inhisar şeklinde bir sistem kurarak İsveç ve Avrupaya ihraç ediyormuş. Yoğun talep olduğu dönemde 20-25 TL’ye alınan bu ürün, talep olmayan dönemde 5 TL’ye kadar düşebiliyor. Bu da Eğirdirli balıkçılar aleyhine bir durum. Çinli şirketin devreye girmesi en fazla Eğirdirli balıkçıları sevindirecek. Ancak, İstanbul’daki bu şirket bu hayırlı teşebbüse engellemek için boş durmuyormuş.

Yine ziyaretimizde Uluslararası Mülteciler Yüksek Komiserliğinden bir hanımla da tanışma fırsatı olduk. Batı ülkelerinin mülteci kontenjanın belirleyen mülakat işlemini Ankara’da bu teşkilat yapıyormuş. Ancak onlarca kişiyi Ankara’ya götürmektense, yetkilileri sahaya göndermek daha mantıklı olacağı için bu işlemi yapmak üzere Ispartaya gelmiş.

Ziyaret esnasında hizmet alan yabancılardan birkaçıyla sohbet etme imkanımız da oldu. Her birisinin bir derdin, ızdırabın tecessüm etmiş hali olan bu insanların içlerinde muhafaza ettikleri volkandan belki birkaç kıvılcım dinlemiş olacaktık.

İlk sohbetimiz Majid Sharifi ile oldu. İranlı bir taksi şoförü hanımı, kızları ve kayın validesiyle birlikte Isfahandan gelmişler. Almanya veya Belçika’dan kabul almayı bekliyorlar. Iranda en büyük sorunlarının din ve vicdan özgürlüğü olmayışını söylediler. Ayrıca ekonomik hayatta yönetici elitin imtiyazlı bir sınıf gibi hareket ettiğini ve tüm kamu kaynaklarını kendi çevrelerine tahsis ettiklerini söylediler.Bir de giyim meselesi.. Hanımlara tesettür zorunluluğu, İranlıların çoğunun en fazla tepki gösterdikleri bir konu. Isparta’da rastladığım hiçbir İranlının tesettürlü olmaması da, baskı neticesindeki örtünmenin İran halkı nezdinde kabul görmediğini ifade ediyor. Özellikle hristiyan ve yezidilerin ciddi baskı ve takip altında olduklarını söylediler. Hatta ispartadaki Iranlı sığınmacıların bir kısmının Hristiyan olduğunu, kilise kurmak için resmi müracaatları olduğunu öğreniyoruz, bir kısmı da Hristiyanmış da dini baskı görüyormuş imajı vererek Batı ülkelerinden daha hızlı kabul alma peşinde oldukları ifade edildi. Iranlı taksi şoförumuz daha önce Avrupa’da bulunmuş, derdini çok iyi şekilde anlatacak şekilde İngilizce biliyor.   Tüm bu sıkıntılara rağmen İranlının durumu aslında biraz sonra dinleyeceğimiz Muhammed Gulam Niyazi kadar feci değildi.  Gulam Niyazi Gazne’li bir işadamı. Maddi durumu iyi olmasına rağmen can güvenliği nedeniyle iltica etmek zorunda kalmış. Bir kardeşinin Fatımiyyun (Fatimiler) tarafından kaçırıldığını ve öldürüldüğünü söylüyor. Kardeşinin cesedini alabilmek için ayrıca 6000 dolar rüşvet vermek zorunda kaldığını anlatıyor. Gulam Niyazi ile Majidin tercümanlığı aracılığıyla anlaşıyoruz. Malum Afganistanın resmi dillerinden birisi Farsça birisi de Peştunca. Gulam Niyazi, Fatimiler diye bir çetenin İranlı bir komutan liderliğinde Afganistandan şii gençleri toplayıp askeri eğitim vererek Suriyeye sevk ettiği ve oradaki Sunni direnişe karşı paralı asker olarak çalıştırdığını anlatıyor.  Niyazi’nin  bir oğlu Almanya’da birisi de Belçikada bulunuyor. Kendisi ve geri kalan ailesi ise bir an önce onlara kavuşmak istiyor.

Majid Sharifi konuşmasında gayet rahat, özgüvenli ve hatta espirili iken, Gulam’ın tedirgin, travmatik bir ruh hali içinde olduğunu görüyoruz. Yani her mültecinin arka plan hikayesi de aynı değil. Gulam hem dertli hem heyecanlı. Majide derdini anlatırken söylediği bir cümle kulağımda aşina kelimeler şeklinde yansıdı. “Men Yek Katre-i ez Khaki Vatan ra be temamı dünya nemi dehem”. Eksik farsçamla bile anlayabileceğim duygu yüklü bu cümle aslında bütün mültecilerin iç dünyasının tercümanı idi:

“Vatanımın bir damla toprağını bütün Dünyaya değişmem!”

ANEKDOT:

Yıllardır Isparta’da yaşayan yabancılar zaman içinde halkla kaynaşmaya da vesile olmuş. Son bir yıl içinde 150 civarında evlilik hadisesi gerçekleşmiş, bunlardan çoğu Suriyelilerle olduğu gibi, en son örnek ise Özbek bir gelin. Keçiborlu’da köylü bir delikanlıyla evlenen Özbek gelin kısa sürede Türkçeyi de öğrenip kırsal hayata uyum sağlamış. Ancak bu uluslararası evliliklerde Doğuda sınır kapısına yakın yerlerde  örgütlenmiş aracı çeteler devrede, bu aracılıktan dolayı 3-5 bin dolar civarında komisyon alıyorlar.

İl Göç İdaresindeki Ziyaret anısı fotoğraflar.

Başbakanlık Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, E-Oluşum Projesi
Isparta Göç İdaresi Müdürlüğü

Hikemiyat:

Sesini değil, sözünü yükselt!

Mevlana
Show More

Related Articles

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back to top button

Deprecated: Elementor\Scheme_Typography is deprecated since version 2.8.0! Use Elementor\Core\Schemes\Typography instead. in /home/goldensc/public_html/ramazanaltinok.com/wp-includes/functions.php on line 5273